Boyunu göklere kadar yükseltmiş bir duvarın karşısına geçip sur aşmaz sesimle adının manasını çınlattığım yüreğime yazık. Kış kıyamet üstelik. Suskunluğunda konuşmak gibi bir nedeni var. Konuşmanın...
Metruk bir mavinin yanından geçiyor hayallerim. Kalbim cebindeki bozuklukları düşürüyor. Biraz daha olgun bir pişmanlık yürüyor ellerime. Ellerim kuruyor. Canını çıkarttığım deniz davacı. Üzerime koşuyor kum...
Uzun zaman olmuş zamanın olgunluğundan selama sabaha bağladığım kelimler. Çekilmişim bir köşesine ömrün. Baka kaldığım asarın heybesi taş çakıl kömür. Emanet kalbimin başına...
Ellerim kayıyor yıldızlara bağladığım sarmaşıklardan Ninnilerim suskun Masallarım artık yoklar. Evet, onlarda yoklar. Gökten düşen üç elma, tıngır mıngır sallanan beşikte yok. Zorladım tepeleri oysa Yanlış olsa da...
Dalgınlığıma geldi. Gönlüm dalmış öyle hayallere. Uzak yerlere gitmiş düşlerim, çok uzak yerlere… Yanımda olduğun çıkmış aklımdan. Kalbim şaşkın şaşkın gezdirmiş içinde haramileri.Kırk yamalı acı...
"En sonunda gömlek cebini yokladı. İbraz edeceği bir kimliği yoktu. Rengini ispatlayacak, yanını yöresini ebeletecek bir pul bile bulamadı üstünde. Şehrin dışına dışlanan kabristana...
Yetmiyor Yetinemiyorum bazen Doymuyor Doyurmuyor toprak gözlerimi.. Kısacık bir ömrüm var Hayallerimin de öyle İçine bir şehir İki insan sığmıyor Uzağa uzanıyor gölgesi emellerimin Kameti yanıma düşüveriyor Kaldıramıyorum tek başına Cenazesi ağır beklentilerimin Gerçek bir seyir...
Aynı yerde öleceğiz.. Eşitleyecek çizgimizi..bizi birleştirecek ölüm.. Toprak altında üstünde olanlarımızla açılacak kapılarımız. Bir kere bahar gördümse kâr.. Bir besmele çektiysen zülfüne sabahın kâr Bir kış günü bakarken kar...
Sonra bir şarkı dinlemek istedim Rüzgâr esiyordur orada diye Onu düşünerek Güneş biraz daha kızıla boyanmıştır Tek tük bulutta vardır vakte nazır Allı morludur ufuk,tam tan yerine benzer İyot kokusu...
Parmaklarının ucuna basan hayaller geçiyor içimden Titizim hatırana hiç olmadığım kadar Zaman aldıkça payını benden Adını İstanbul koyduğum şiirler düşlüyorum Günah gibi saklıyorum kendimi Sırrıma uzansa bir acı Sözlerime yürüse...
Düşünce oğulunun yorgun arıları sath-ı arzın arz edilmiş çiçeklerinden topladıkları fikrin öz suyunu getirdiler. İçinde kendini arayan soruların bulunduğu, efkârın kuru saksısına döktüm bir...