AnAsAYfA

ArŞiV

pROfİL

Son Yazılar

Kategoriler

Kırağı ...

 

Hiç bir şeye ilişilmiyor vakti geldiğinde ..Nazlı narin süzülüyor kelimeler…

Şurada eğleş biraz..Dur hele gözlerine bakayım gitmeden diyemiyorsun...

Bazen öyle bir resim çıkıyor ki hiç/yoktan..el emeği göz nuru bırakıyorsun yanı başına bir yanın…

Kalpte ne varsa o varın bir terennümü oluyor azalarda... Ellerde konuşur gönül diliyle…

Buğululuk nerede olduğu önemli olmayan levhaları çakar göğsüne, canından yazmak gibidir sözler.. Hava hiç ısınmasın istersin…

Üleşmek var birkaç yolda kalmış kuruşu…Bir Aralık beraber üşümek vardı diyerek..Sonra adı değişti semtin..Sonra nehirlerin yatağı..sonra göllerin tabelası…Sonra bir yalan söylenilmek istendi suya..O öldü..bende öldüm der gibi bir sızıyı çıkarıp hokkasından hatsız bir çizgiyle çizmek gömleğine ve  sevda kör sevdalık kördür……………………

Aklına geleni dersin ulu orta..kaçışır güvercinler biri koşmuş gibi..Bir eski palto adamsız düşmüş gibi…

Bir vapur yanaşır iskeleye hiç beklemediklerin iner en beklediklerinin yerine..Çokça sıkarsın  ceplerinin astarını…Sonra herkes bir yüz olur…Tam ağarırken zaman özleminde,mazrufu giz perdesiyle kapı altından bırakılmış buluyorsun…İşte, okuyorum, okuyorum doyamıyorum…

Çok uzak ama çok yakın gibi… Ve yinede; kar taneleri birikiyor yavaş yavaş içime hiç bir şeyi silemiyorum…

Ve sen Asitaneli işlemelerinle ref ref  sıbgalı vurmalı tınıların tin’liğisin…Ne kadar anlıyorum seni ne kadarım bilmiyorum…Bilmemek en güzeli onu biliyorum…Yoksa, bir kız kulesi şenliğinin sessizliğinde taş yataklardan düşerek gece gömülmek var serin sulara..Kim bilir belki de tesemmüm dolu hicran ilaçları yutarak kaybolmak…

Ve umut umut derken tuti kuşları feleğin kaçında çalar saatler… Uzanabilir miyim hiç konuşmadan hep susarak sorgusuz ve soyut… Mevhum-u muhalifiyle rüya biter mi konuşursam…

Bir sırma tel midir çektiğim yıldızlardan…Sarı balçıkta mı battı güneş…Bir peykin peykeleriyle pervane olduğu bir kutrun etrafında mı bu Çallık…Doru toy bir sabah mı…

Belki kırağı çalmış bir hüznün üstünü örtmektir kimse görmeden……………………………………

 

Çokça kal…………………………….

 

 

 

m.safitürk

 

21/12/2009 | Kategori: Edebihayat | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Günler ...


 

Sıkışıyorsun bazen iki zaman arasına..belki hep sıkışmışızdır da belki farkına varıyorsun…Sıkışmış gibi oluyorsun bazen tavan arasında...Eski bir bavul birkaç çul gibi…

Aşk olsun zamanı aşanlara..zamansız kalanlara aşk olsun…

Ben gül dalı umutlarındayım yine ..kup kuru ve yine kış günü..yine uzaklara dalıyorum.Her gözün daldığı gibi...Uzaklıklar başka başka ıraklık aynı…

Ekmek yok gibi, aş yok gibi..var olanda yok gibi…

Tekmelemeye kıyamam yaprakları..üzerlerine basmaya da…Dökülürken süklüm püklüm şuursuz, benim kadar yanmaz canları..benim yanan canım bir mızıka sesi…

Tanımadık tanınmadık bir yaka işte..öyle işte…

Ellerini arasına alıp başını amanlarla meşgulde değilim..dizlerimi de dövmeyeceğim…

Şu gitmeler hep ardından baka kalmanın körlüğünde süzüldüğüm süzeklerdir…

Bir ara fırsat bulduğumda kefenliyorum kendimi..kendin ettin kendin buldun diyorum bulamamışlığıma...

Göz alıcı harabelerde duruyorum bulsun diye beni…

Beceremedik azizim..olmadı…

Deniz mi küsmüş sen mi küsmüşsün denize bilmiyorum...

Ezdim hayallerimin başını..Sazlıktan kulübelerim var artık..yanınca beraber yanalım diye…

İş çıkarmasın geri dönmeye..sandalım da yok…

Maviyi de boyadım griye…

Ne önemi var şimdi hiçbir şeyin…

Ah şu birikintiler, hüznümün nefessiz çalgıları…

Kocaman bir kalp oldum sonunda. İçi dolu karmaşık…

Rüzgâr o bildik rüzgâr… Hani bir şey diyorsun esiyor…

Zaten yabancı sancılarım olmadı.

Tanımazdan geldiysem de olmadı..Yüzümü çevirdiysem de aynı…Bıraktım kendimi hava akımlarına doğru.. çekiliyorum Asya dan Avrupa dan…dan dan dan…

Bir kalem bir nalem olsun için na-y’i ihyaya ahyâr…

Ne bileyim…Bazen donup kalıyorum saçak kenarında buz gibi…Olup olmadık şeyler soruyorum kendime..kaç kişi anlar at nallamaktan..Rahvandan, tırıstan,.tirişkadan gibi…

Kaç kişi bakınca anlar yağmurun geleceğini ve kimin umurunda düşmüş omuzlarım diyorum…

Karanfillerim benim.Kızınca söylediklerimde.Sözün sahibi benim..Suçu vebali benim…

Aldım kabul ettim adaklığımı. Azadesin azatlığım…

İşte ufuk işte yine akşam oldu… Sadece senin bildiğin akşamlardan oldu. Benim adını kametlediğim…

İddiam vediam hep bir yerde şimdi…

Çatlayan çatlar..sızan sızar testiden…Nağmeler dinlenir elvedadan….

Bilmem neredeyim, nerede olurum…

Kim okur salâ mı…

Kim bilir kim kişiliğimin nasıl bilinirliğini…

Hangi musalla taşır yükümü...

Hangi tahta avluya yaslanır sırtım ve kimin hatırasına iz düşerim yıllar sonra. Kim anar Fatihasıyla adımı…

Yâdımın gereği var mı onu da bilmiyorum…

İstediğim birkaç satır anlamak her şeyden biraz ve biraz yaşamak anladığım kadarıyla…

En azından, okumak birkaç bab, bab-ı atiden…

Amber kokuyor sahifeler... Sarılasım var eski gecelere…

O tek heceli özlemlere... Ayaz mayaz iyiydik… Belki yine iyiyizdir. Belki bilmemek iyidir diye de bir uç bırakıyorum sökülesi hicranın uçuklarına…

Beziyorum her şeyden bazen.Hiçbir şeye benzemeyen şeylerden…Oysa diyebilirim güle gül güzele güzel diye…Belki hiçbir şeyin beni dinleyecek hali kalmadı...Geçmeliyim her şey geçerken, geçen her şey gibi  geçmiş olsun deyerek kendimden….

 

“Çamurda oynadığım topraktan..
Topaçlar yaptığım yıllar misafirim...
Benzer günler;
Yeni şarkılarla karşılıyor dünleri ..
Meğer ne de çok söz etmişim güllerden...”



m.safitürk


m.safitürk

20/12/2009 | Kategori: Edebihayat | Yorum (3) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

menekşe

 

 

 

Rüzgâr her yönün sesi bu sabah

Dokunuyor bam teline bir şeyler

Soğukta var haylice

Haliyle hissettiriyor kış kendini

Yakınca varlığıyla sım sıcak

Karıştırıyorum kendimi uçuşan şeylerin arasına

Bulunmaz zayilikler kuruyor gözlerimde

Kaçamıyorum yıkıntıların altından

Aynalar aşk ediyor şamarlarını,

Damarlarıma abanıyor zamanlar

Tanınmayacak kadar hırpani esbaplarım

Bitpazarında eskilerim satılıyor

Kimse kimseyi tanımıyor içimde

Düşlerim firari……………………………………

 

 

***

 

 

İşte olan oldu..

Sonunda ben öldüm menekşe…

Kimseye bir şey söylemeden..

Neden diye sormadan…

Ha varmış ha yokmuşum gibi..

Birden öldüm menekşe…

Fark edilmeden gömdüm kendimi..

Ölmüş bir yaprak altına…

Bir top kaçtı oyundan

Çocuklar koştu ardından

Üzerime bastılar menekşe…

Hiç sesim de çıkmadı…

Karanlık geldi sonra..

Daha da kayboldum aydınlıklardan…

Birkaç damla yağmurda yağdı menekşe..

Hiç üşümedim

Hiç korkmadım da bu sefer

Olan oldu bir kere

Ve sonunda ben öldüm…

Var gibi görünüyorum ya;

Aslında görünmüyorum

İnanmazsan bak

Yoğum işte..

Olan oldu  ve sonunda ben öldüm menekşe……………….

 

 

***

 

Belki bir zannı ihraktır

Belki emanlarım ademi bir hülyadır

Hilaf-ı savtım işgüzardır

Kizb-i çoban misali……..Belki ..kim bilir………….

 

 

 

***

 

 

Kaçmazam har’ından nar’ın..

İsterim, ataşın güllerinden bir İbrahim çıksın

Bir defa yandıysa şu meşaleyi Suzan

Dilerim boşa yanmasın……………………….

 

 

 

***

 

 

Kalbim ateşten dağ yaptı

Taşlı maşlı bir dağ

Yek pare kayaları var dümdüz

Kaçak köçek sızmaları da var

Görmezden gelip çiziklerini yol diye bırakmış

Kılıçtan keskince kıl kadar mı bilmiyorum

Seçilmiyor buğulu havasından çehresi

Kaç yüzümüz var ki yıpranmamış

Köklü intizarları var itizar yüklü

Şak etsin diye başı göğe varmış duvarları……………………

 

 

 

***

 

 

m.safitürk

 

 

 

 

 

 

 


 

16/12/2009 | Kategori: musevves | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |